Sınıf annesi uygulamasının kalkmasına veliler ve Eğitim-Sen ne diyor?

Fundanur Öztürk

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), okullarda fiili olarak uygulanan “sınıf anneliği” uygulamasının sonlandırılmasına ilişkin 81 ile uyarı yazısı gönderdi. Veliler ve Eğitim-Sen ise okullardaki personel ve bütçe eksikliğine işaret ediyor.

MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğü, “sınıf annesi” adı altında görevlendirilen velilerin diğer velilerden aidat topladığı, ders araç-gereci temini için para talep ettiği ve zaman zaman derslere müdahil olduğu yönünde şikayetler geldiğini belirtti.

MEB ayrıca öğretmen dışındaki kişilerin eğitim ortamlarına müdahalesinin eğitimin niteliğini bozduğunu ve pedagojik ilkelere aykırı durumlar oluşturduğunu kaydetti.

81 ile gönderilen yazıda, sınıf annesi veya benzer adlar altında mevzuatta yer almayan uygulamalara izin verilmemesi ve okulların bu konuda uyarılması istendi.

Mevzuatta bir karşılığı olmayan ve gönüllülük esasına dayanan “sınıf anneliği” genellikle ilkokul seviyesinde uygulanıyor.

Sınıf anneleri, çocukların okula uyum sürecini desteklemek ve çocukların beslenme vb. ihtiyaçlarını gidermek için sınıf öğretmenine yardım ediyor, velilere yapılacak duyuruları üstleniyordu.

Son zamanlarda pedagojik formasyonu bulunmayan velilerin sınıflardaki rolü eleştirilirken bazı veliler ve öğretmenler ise sınıf içi işleri kolaylaştırdığı için sınıf anneliği uygulamasını destekliyordu.

Sınıf anneliği uygulaması ayrıca kendi çocuklarına karşı pozitif ayrımcılık riski ve öğretmene pahalı hediyeler almak vb. para toplama uygulamalarıyla da eleştiriliyordu.

‘Okullarda yardımcı personel yok’

BBC Türkçe’ye konuşan Veli Der Başkanı Ömer Yılmaz ise sınıf anneliği uygulamasının sınıflardaki ihtiyaçlardan doğan fiili bir uygulama olduğunu söyleyerek, sınıf öğretmenlerine sorulmadan bu uygulamanın kaldırılmasını yanlış buluyor.

Yılmaz, okullarda yardımcı personellerin de görev alması gerektiğini savunuyor:

“Bu kendiliğinden gelişen ve özellikle ilkokullarda öğrencilerin sınıf içi ihtiyaçlarına istinaden hayata geçen bir uygulamaydı. Bir nevi sınıf öğretmeninin kolaylaştırıcısı oluyordu.

“Bizim ilkokullarımız 30-40 hatta bazen 50 kişilik sınıflara sahip. Bu sınıflarda özellikle ilk zamanlarda çocukların sınıf içi ihtiyaçlarını, yemek ve tuvalet ihtiyacını karşılayabilmek çok zor olabiliyor.

“Bu ihtiyaçlar için okullarda yardımcı personel yok ve burada sınıf anneleri devreye giriyordu. Çocuklara beslenme saatlerinde yardım ediyorlardı. Sınıf öğretmenlerine ve sendikalara sorularak bir model geliştirilebilirdi.”

Devlet okullarında öğrencilere ücretsiz bir öğün yemek talepleri olduğunu hatırlatan Yılmaz, “Sınıf anneliğini kaldırdıklarına göre herhalde okullarda çocuklara bir öğün yemek verecekler ve bu koordinasyonu kendileri yapacaklar” diyor.

‘Etraflıca tartışılması gerekiyordu’

Sınıflarda pedagojik formasyonu bulunmayan kişilerin belli bir etki sahibi olması ve öğrencilerle yakın iletişime geçmesi bazı açılardan sorunlu kabul ediliyordu.

Ancak kalabalık nüfuslu sınıflarda öğretmene yardımcı olan sınıf annelerinin eğitime katkı sunduğu da değerlendiriliyordu.

Özellikle 2012 yılında 4+4+4 sistemine geçilmesiyle birlikte ilkokula başlayan çocukların yaşı 5,5’a kadar düştü.

Kurul, sınıf anneliğinin hem doğru hem de hatalı uygulamalarının olduğunu kaydediyor:

“Yönetmelikte yer almadıkları için sorumlulukları belli değil. Kimi zaman diğer velileri manipüle etmeye çalışan veliler çıktığı gibi, eğitim düzeyi son derece yüksek, okulun ortamını gören ve anlayan veliler de oluyor ve diğer velileri olumlu etkileyebiliyorlar.

“Dolayısıyla mekanizmayı nasıl kullandığınıza bağlı olarak şekilleniyor. Fiili uygulamanın özellikle eğitim sendikalarıyla etraflıca tartışılmadan kaldırılmış olması da başka bir sorun.”

Yılmaz ise, “Öğretmene hediyeler için para toplama, kendi çocuğuna pozitif ayrımcılık gibi olumsuz örnekler de duyuyorduk ama bu uygulama şu ana dek çok büyük bir soruna yol açmamıştı” diyor.

‘Okullara yeterli bütçe ayrılmadığı için ortaya çıktı’

BBC Türkçe’ye konuşan Eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul öncelikle ‘sınıf annesi’ ifadesinin, çocukların eğitim ve bakım sorumluluğunu sadece anneye yükleyen cinsiyetçi bir yaklaşım olduğunu belirtiyor.

‘Sınıf annesi’ yerine ‘veli sınıf temsilciliği’ ifadesinin daha doğru olduğunu söyleyen Kurul, zaman zaman babaların da sınıflarda bu gönüllü görevi üstlenebildiğini kaydediyor.

Kurul, son 20 yıldır fiili olarak uygulanan bu sistemin okullara yeterli bütçe ayrılmadığı için ortaya çıktığını belirtiyor:

“Okullarda bütçe yaratmak için okul aile birlikleri kuruluyor, biz buna karşıyız çünkü vergilerimizin eğitim olarak bize dönmesini istiyoruz. Ancak fiili durumda, eksik bütçe sebebiyle, bütçe yaratmak için velilerden destek alınıyor ve bu duyurular için bir veli temsilcisi belirleniyor.

“Biz eğitimde idari ve teknik personel sayısı artsın ve velilerle diyalog da bu bağlamda sağlansın istiyoruz ama okullara hiçbir idari personel alımı sağlanmadı. Hastanelerdeki refakatçiler gibi fiili ve gönüllü bir pozisyon yaratılmış durumdaydı.”

‘Farklı düşünen velilerin müdahalesi engelleniyor’

Peki, en az 20 yıldır uygulandığı bilinen bu sistem neden kaldırıldı?

Birkaç hafta önce bir ilkokul öğrencisinin ‘sınıf annesi’ ile girdiği diyalog sosyal medyada paylaşılmış ve velinin, “Ben bu sınıfın sınıf annesiysem her şeyi bilmek zorundayım” diyen sözleri tepki çekmişti.

Kurul ise bu olaydan bağımsız olarak MEB’in bu kararını, okullardaki demokratik katılımı hedef alan uygulamalarından biri olarak değerlendiriyor.

Bu uygulamayı tamamen kaldırmak yerine eğitim meslek örgütleriyle tartışarak standartlarını belirlemeleri gerektiğini söyleyen Kurul şu ifadeleri kullanıyor:

“Okullarda dinselleştirme, laik eğitimden uzaklaşma, kamusal ve bilimsel niteliğin yitirilmesi gibi pek çok sorun var. MEB de özellikle okullarda dikensiz gül bahçesi istediği için, velilerin bu süreçlere dahil olmasını, örneğin eğitim politikalarına itiraz etmesini uygun görmemiş olabilir.

“Örneğin okul müdürlerine, ‘İktidarın yanındaki yetkili sendikaya üye olmazsanız sizi müdür yapmayız’ deniyor. Bizim sendikamızı da ötekileştiren bir yaklaşım var, şimdi de veliler düzeyinde böyle bir çalışma, farklı düşünen velilerin eğitim süreçlerine müdahale etmesini engellemek amacı taşıyabilir.”

“Halbuki velilerin katılımı demokratik bir eğitim için vazgeçilmezdir. Veliler kendi aralarında okul meclisleri oluşturulabilir, öğrenci temsilcileri belirlenebilir. Böylece müdürler tek karar mekanizması olmazlar ve okul hepimizin müşterek bir alanı hale gelebilir ama iktidar böyle bir alan yaratmak istemiyor.”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*