Gezegenler, nasıl oluyor da hep aynı hizada dönüyor?

Göksel Hizalama ve Gezegenlerin Düzeni

Gökyüzüne baktığımızda her şeyin bir düzen içinde hareket ettiğini görürüz. Antik çağın gökbilimcileri bile gezegenlerin gökyüzünde rastgele dağılmadığını, her zaman Güneş’in izlediği “ekliptik” denilen hayali yola yakın durduklarını fark etmişti. Eğer bu dizilim mükemmel olsaydı, Venüs ve Merkür her geçişlerinde Güneş’in tam önünden geçerdi; ancak aradaki birkaç derecelik sapmalar bu kusursuzluğu bozuyor. Yine de sekiz gezegen neredeyse aynı hizada, sanki görünmez bir tepsi üzerinde dönüyor olması basit bir tesadüf değil. Kopernik’in, Dünya’nın evrenin merkezinde olduğuna dair görüşü yıkarak Güneş’in etrafındaki sıradan bir yolcu olduğunu belirtmesinden sonra, Güneş’in çevresindeki gezegenlerin yörüngelerinin birbirine çok yakın açılarda olduğu bir kez daha görüldü. Peki, devasa uzay boşluğunda bu nesneleri aynı düzlemde tutan şey ne? Newton’dan sonra akla gelen ilk aday Jüpiter oldu. Jüpiter’in muazzam kütleçekimi, adeta bir çoban köpeği gibi diğer gezegenleri hizaya sokuyor. Düzlemin dışına çıkmaya çalışan küçük bir gezegen, Jüpiter’in sürekli çekiştirmesiyle yörüngesine geri dönüyor. Ancak Güneş’in kendi ekvatorunun da bu gezegen düzlemiyle neredeyse aynı açıda (6 derece sapmayla) dönüyor olması, meselenin sadece kütleçekimiyle sınırlı olmadığını, her şeyin “böyle doğduğunu” düşündürüyor.

Yıldız tozundan gelen disiplin: Oluşum süreci. Gezegenlerin bu hizalı duruşu, aslında ortak bir doğum hikayesinin mirası. Yıldızlar ve onların etrafındaki sistemler, devasa hidrojen bulutlarının ve geçmiş süpernovalardan kalan tozların kendi üzerine çökmesiyle meydana geliyor. Bu bulutlar başlangıçta her yöne hareket eden moleküllerden oluşsa da, kütleçekimiyle daraldıkça dönmeye başlıyorlar. Tıpkı kollarını kapatan bir buz patencisinin hızlanması gibi, bulut küçüldükçe dönüş hızı da inanılmaz boyutlara ulaşıyor. Fizik yasaları gereği, hızla dönen her nesne düzleşmeye zorlanıyor ve bu kural galaksilerden pizza hamuruna kadar her şey için geçerliliğini koruyor. Dönüş hızı, bulutun merkeze tamamen çökmesini engelliyor ancak dönüş eksenine paralel bir baskıyla onu bir disk haline getiriyor. Gezegenler de işte bu dönen toz ve gaz diskinden doğuyor. Modern teleskoplarla genç yıldızların etrafındaki bu “protoplanet” disklerini artık doğrudan görebiliyoruz. Gezegenler bu diskin içinde oluştukları için en başından itibaren aynı hizadaki yörüngelerine yerleşiyorlar.