Akıl oyunları

Medya, hangi konuların ilgi çektiğini ve daha fazla ilgi gördüğünü çok iyi anlıyor. Depremler, felaketler, politik ve ekonomik krizler sürekli gündemde. TV izleyince karşımıza sürekli kötü haberler çıkıyor. Savaşlar, operasyonlar, yerinden edilen insanlar… Gazetede bir cinayet haberi okuyorsunuz ya da ülkenin kötü durumu hakkında bilgi sahibi oluyorsunuz. Sosyal medyada sürekli kavga eden insanlarla karşılaşıyoruz. Dışarı çıkıp taksiye binince bile ülkenin sorunları hakkında konuşuluyor. Arkadaşlarınızla buluştuğunuzda bile aynı hava devam ediyor. Bu durumda insanın en içinden haykırmak geliyor: Neden asıl önemli olan konulara enerjimizi harcamıyoruz? Neden üretmeye, değer katmaya yönelmiyoruz? Neden sevgiyi önceliklendiremiyoruz? Beslediğimiz şey güçlenirken, ihmal ettiğimiz zayıflar. Bu konuyu en güzel anlatan örneklerden biri de Oscar ödüllü “Akıl Oyunları” filmdir. Princeton Üniversitesi’nden John Nash’in hikayesini anlatan bu film, insana çok şey öğretiyor. Eğer zihnimizi sürekli korku, öfke ve umutsuzlukla beslersek, bu duygular büyür. Fakat sevgi, üretkenlik ve paylaşım odaklı düşünceler beslersek hayat daha anlamlı bir hal alır. Zihnimizi neyle beslediğimize dikkat etmeliyiz.